sabato 14 febbraio 2026

Mevsimlik çalışma ve oturum izni: “iş bekleme” izninin mümkün olmadığı durumlar

 Mevsimlik çalışma ve oturum izni: “iş bekleme” izninin mümkün olmadığı durumlar

5 Şubat 2026 tarihli ve 217 sayılı kararıyla Emilia-Romagna Bölgesel İdare Mahkemesi, İtalya göç hukukunda sıkça yanlış anlaşılan önemli bir noktayı bir kez daha netleştirdi: mevsimlik çalışma vizesiyle İtalya’ya giren yabancıların “iş bekleme” amaçlı oturum izni alma hakkı bulunmamaktadır.

Dava, mevsimlik çalışma iznine dayanarak İtalya’ya yasal şekilde giriş yapan bir yabancı işçiyi konu alıyordu. Ancak çeşitli usule ilişkin nedenlerle çalışma ilişkisi, mevzuatın öngördüğü şekilde fiilen tamamlanamamıştı. Bunun üzerine ilgili kişi, İtalya’da kalmaya devam edebilmek ve yeni bir iş arayabilmek amacıyla “iş bekleme” oturum izni talebinde bulundu.

İdare bu talebi reddetti ve idare mahkemesi de bu reddi açık ve kesin bir biçimde hukuka uygun buldu.

Kararın temelinde, uygulamada sıklıkla göz ardı edilen önemli bir ayrım yer almaktadır. Mevsimlik çalışma, normal bağımlı çalışmadan farklı, kendine özgü bir hukuki rejime tabidir. İtalyan hukukunda, genel olarak bir işçinin işini kaybetmesi hâlinde belirli koşullar altında ülkede kalarak yeni bir iş aramasına izin verilebilir. Ancak bu kural mevsimlik çalışma için geçerli değildir.

Bu durum tesadüfi değildir. Mevsimlik çalışma, doğası gereği geçici olup belirli üretim dönemlerine ve sınırlı ekonomik sektörlere bağlıdır. Bu nedenle yasa koyucu, mevsimlik çalışanların “iş bekleme” oturum izninden yararlanmasını açıkça dışlamıştır. Mevsimlik iş ilişkisinin kurulmamış olması ya da sona ermesi hâlinde, giriş vizesi ve çalışma izni hukuki geçerliliğini kaybeder; dolayısıyla yasal ikamet için gerekli temel de ortadan kalkar.

Mahkemenin kararında dikkat çeken bir diğer nokta ise bakanlık genelgelerine ilişkin değerlendirmedir. Mahkeme, genelgelerin açık ve net kanun hükümlerini değiştiremeyeceğini veya genişletemeyeceğini bir kez daha vurgulamıştır. Göç hukuku alanında, ülkeye giriş ve ülkede kalma koşulları sıkı biçimde düzenlendiğinden, hukuki belirlilik ve usul kurallarına bağlılık genişletici yorumların önünde gelmektedir.

Bu kararın verdiği mesaj nettir: mevsimlik çalışma, İtalya’da kalıcı ya da daha istikrarlı bir ikamet statüsüne geçiş için dolaylı bir yol olarak kullanılamaz. Ülkede kalmaya ilişkin her türlü imkân, yalnızca kanunda açıkça öngörülen hâllere, örneğin oturum izninin dönüştürülmesine ilişkin hükümlere dayanmalıdır.

Söz konusu karar, artık yerleşik hâle gelmiş bir yargı içtihadının parçasıdır ve avukatlar, işverenler ile yabancı çalışanlar için önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Mevsimlik çalışma ile normal çalışma arasındaki farkın göz ardı edilmesi, hukuk sisteminin karşılayamayacağı beklentilerin doğmasına ve ciddi kişisel ve hukuki sonuçlara yol açmaktadır.

Kararın tam metni Calaméo’da yayımlanan çalışmada yer almaktadır:
https://www.calameo.com/books/008079775493de16d3a2d

Avv. Fabio Loscerbo

Largimi nga Italia mund të kushtojë lejen e qëndrimit

 Largimi nga Italia mund të kushtojë lejen e qëndrimit

Në të drejtën italiane të emigracionit, mungesa nuk është kurrë një fakt neutral. Largimi nga territori italian ndërkohë që një procedurë administrative për lejen e qëndrimit është ende në zhvillim mund të ketë pasoja vendimtare, deri në refuzimin e vetë lejes. Nuk bëhet fjalë për një rrezik teorik, por për një realitet të konfirmuar gjithnjë e më shpesh nga praktika administrative dhe nga jurisprudenca.

Leja e qëndrimit nuk është thjesht një dokument burokratik. Ajo përfaqëson një lidhje juridike të vazhdueshme midis shtetasit të huaj dhe shtetit italian, e bazuar në praninë reale dhe të qëndrueshme në territorin kombëtar. Kur kjo vazhdimësi ndërpritet, themelet juridike të së drejtës për të qëndruar në Itali dobësohen ndjeshëm.

Autoritetet italiane e interpretojnë në mënyrë konstante mungesën e zgjatur ose të parregulluar si një ndërprerje të qëndrimit. Në praktikë, kjo do të thotë se edhe kur kërkesa për rinovim është paraqitur në mënyrë të rregullt, largimi nga Italia — veçanërisht në mungesë të një kuadri të qartë për rikthim të rregullt — mund ta çojë administratën në përfundimin se kushtet ligjore për lejen e qëndrimit nuk ekzistojnë më.

Jurisprudenca administrative e kohëve të fundit e ka konsoliduar këtë qasje. Gjykatat kanë konfirmuar se, kur një shtetas i huaj qëndron jashtë Italisë për një periudhë të konsiderueshme dhe nuk kthehet brenda afatit të vlefshmërisë së vizës së rikthimit, refuzimi i lejes së qëndrimit është juridikisht i ligjshëm. Në këto raste, administrata nuk ushtron diskrecion, por zbaton ligjin në mënyrë detyruese, duke konstatuar mungesën e një kushti thelbësor.

Ajo që e bën këtë çështje veçanërisht delikate është fakti se garancitë procedurale kanë një ndikim të kufizuar sapo mungesa të jetë konstatuar. Kur refuzimi bazohet në mungesën objektive të kushteve të kërkuara — si vazhdimësia e qëndrimit ose rikthimi i rregullt — akti shpesh konsiderohet i detyrueshëm. Si pasojë, mangësitë procedurale ose arsyetimet e vona rrallëherë arrijnë të ndryshojnë rezultatin.

Mesazhi është i qartë dhe nuk duhet nënvlerësuar. Largimi nga Italia ndërkohë që një procedurë administrative është ende pezull është një vendim me rrezik të lartë. Edhe një mungesë e përkohshme, nëse nuk vlerësohet siç duhet ose nuk justifikohet në mënyrë adekuate, mund të vërë në rrezik vite të tëra qëndrimi të ligjshëm dhe integrimi.

Në të drejtën e emigracionit, prania ka peshë. Koha ka peshë. Territori ka peshë. Dhe ndonjëherë, edhe një mungesë e vetme mjafton për ta shndërruar një situatë të rregullt në një refuzim përfundimtar.

Publikimi i plotë është i disponueshëm në Calaméo në lidhjen e mëposhtme:
https://www.calameo.com/books/0080797759e6d98d60004

Avv. Fabio Loscerbo

Adli sicil tek başına yeterli değil: Bologna İdare Mahkemesi’nden otomatik oturma izni retlerine dur

 Adli sicil tek başına yeterli değil: Bologna İdare Mahkemesi’nden otomatik oturma izni retlerine dur

Emilia-Romagna Bölgesi Bologna merkezli Bölge İdare Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı, İtalyan göç hukukunda temel bir ilkeyi bir kez daha açık biçimde ortaya koydu: Bir yabancının adli sicil kaydı, tek başına oturma izninin reddi veya yenilenmemesi için yeterli bir gerekçe olamaz.

İncelenen olayda idare, ilgili kişinin geçmişteki ceza mahkûmiyetlerine atıf yaparak olumsuz karar vermiş, ancak bu mahkûmiyetlerin neden bugün hâlâ güncel ve somut bir toplumsal tehlike oluşturduğunu açıklamamıştır. Ayrıca kişinin aile hayatı, çalışma durumu ve topluma yeniden uyum süreci gibi olumlu unsurlar da dikkate alınmamıştır. Mahkeme, bu yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu belirterek, otomatik ve şablon kararların göç hukukunda kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Mahkemenin değerlendirmesi, 25 Temmuz 1998 tarihli ve 286 sayılı Yasama Kararnamesi’nin 5. maddesinin 5. fıkrasına dayanmaktadır. Bu hüküm, idareye yabancının durumunu bütüncül biçimde değerlendirme yükümlülüğü getirmektedir. Bu kapsamda adli sicil kayıtları, özel ve aile hayatı, istihdam durumu, toplumsal entegrasyon düzeyi ve suçtan sonra geçen süre gibi unsurlarla birlikte tartılmalıdır.

Bologna İdare Mahkemesi, somut olayda ciddi bir gerekçelendirme eksikliği tespit etmiştir. İdari makam, olumsuz ve olumlu unsurlar arasında gerçek bir dengeleme yapmamış; kararını, bireysel durumu yansıtmayan genel ve mekanik bir yaklaşıma dayandırmıştır. Bu nedenle mahkeme, oturma izninin reddine ilişkin işlemi iptal etmiş ve dosyayı hukuka uygun bir yeniden değerlendirme yapılması için idareye geri göndermiştir.

Bu karar, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını da netleştirmektedir. Göç hukukunda idari takdir vardır, ancak bu takdir sınırsız değildir. Bir karar, bireyin yaşamını, ailesini ve mesleki geleceğini doğrudan etkiliyorsa, mutlaka güncel, somut ve orantılı bir değerlendirmeye dayanmalıdır.

Uygulamada verilen mesaj açıktır: Adli sicil kayıtları bir değerlendirme unsurudur, nihai sonuç değildir. İdarenin, bu kayıtların neden bugün hâlâ belirleyici olduğunu ve neden oturma hakkının sınırlandırılmasını gerektirdiğini açık ve ikna edici biçimde ortaya koyması gerekir.

Mahkeme kararını ve hukuki değerlendirmeyi içeren yayının tamamı Calaméo platformunda aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir:
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5

Sonuç olarak Bologna İdare Mahkemesi, göç hukukunda temel bir ilkeyi yeniden teyit etmektedir: Otomatik kararlar hukuka uygun değildir. Her dosya, bireysel koşullar dikkate alınarak ve hukukun öngördüğü güvencelere saygı gösterilerek değerlendirilmelidir.

Avv. Fabio Loscerbo

Ascolta "تصريح الإقامة للقاصرين_ ماذا يحدث عند بلوغ 18 عامًا" su Spreaker.

venerdì 13 febbraio 2026

Antécédents pénaux et refus du titre de séjour


 

السوابق الجنائية لا تكفي وحدها: محكمة بولونيا الإدارية ترفض القرارات الآلية بشأن تصاريح الإقامة

 السوابق الجنائية لا تكفي وحدها: محكمة بولونيا الإدارية ترفض القرارات الآلية بشأن تصاريح الإقامة

أعاد حكم حديث صادر عن المحكمة الإدارية الإقليمية لإقليم إميليا-رومانيا، مقر بولونيا، التأكيد على مبدأ أساسي في قانون الهجرة الإيطالي: لا يجوز رفض أو عدم تجديد تصريح الإقامة استنادًا إلى السوابق الجنائية وحدها، من دون إجراء تقييم فعلي وشامل للوضع الشخصي الراهن للشخص الأجنبي.

في القضية محل النظر، اكتفت الإدارة بالإشارة إلى السوابق الجنائية لتبرير القرار السلبي، من دون تقديم تعليل يوضح لماذا تُعدّ تلك السوابق مؤشرًا قائمًا وحاليًا على خطورة اجتماعية، أو لماذا ينبغي أن تطغى على عناصر إيجابية أخرى في مسار حياة المعني بالأمر. وقد اعتبرت المحكمة هذا النهج غير مشروع، لأنه يقوم على منطق آلي لا ينسجم مع متطلبات القانون.

ويستند هذا التوجه إلى القاعدة الواردة في المادة 5، الفقرة 5، من المرسوم التشريعي الصادر في 25 يوليو 1998 رقم 286، التي تُلزم الإدارة بتقييم الوضع العام للأجنبي تقييمًا متوازنًا. ويعني ذلك ضرورة الموازنة بين العناصر السلبية، مثل السوابق الجنائية، والعناصر الإيجابية الأخرى، كالحياة الخاصة والأسرية، والاستقرار المهني، ومستوى الاندماج الاجتماعي، والزمن المنقضي منذ ارتكاب الأفعال محل الإدانة.

وقد لاحظت المحكمة في حكمها وجود قصور واضح في التسبيب، إذ لم تُجرِ الإدارة أي فحص حقيقي لمسار الاندماج أو للحياة العائلية والمهنية، ولم تُبيّن أسباب استمرار اعتبار السوابق الجنائية عائقًا حاسمًا في الوقت الراهن. ونتيجة لذلك، قررت المحكمة إلغاء قرار الرفض وإعادة الملف إلى الإدارة لإعادة النظر فيه وفقًا لمعايير التناسب والمعقولية وحسن الإدارة.

وتندرج هذه الأحكام ضمن اتجاه قضائي متزايد يضع حدودًا واضحة للسلطة التقديرية للإدارة في مجال الهجرة. فهذه السلطة، وإن كانت قائمة، لا يمكن أن تتحول إلى قرارات تلقائية تُغفل خصوصية كل حالة على حدة، ولا سيما عندما تمسّ القرارات جوانب جوهرية من حياة الأفراد، مثل حق الإقامة والعمل والحياة الأسرية.

ومن الناحية العملية، يوجّه الحكم رسالة صريحة: السوابق الجنائية عنصر من عناصر التقييم، وليست نتيجة محسومة سلفًا. وعلى الإدارة أن تُثبت، بتعليل واضح ومحدد، لماذا تظل تلك السوابق ذات صلة اليوم، ولماذا تُبرّر المساس بحق الإقامة رغم وجود عناصر إيجابية مقابلة.

النص الكامل للنشر، متضمنًا الحكم والتحليل القانوني، متاح على منصة Calaméo عبر الرابط التالي:
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5

وفي الختام، يؤكد حكم محكمة بولونيا الإدارية مبدأ لا لبس فيه: في قانون الهجرة، لا مكان للقرارات الآلية. فكل حالة تتطلب فحصًا فرديًا جادًا يحترم الضمانات التي كفلها النظام القانوني.

Avv. Fabio Loscerbo

Ascolta "Permiso estacional_ el procedimiento importa" su Spreaker.
Ascolta "Seasonal Permit_ If You Don’t Follow the Procedure, You Don’t Get the Permit" su Spreaker.

giovedì 12 febbraio 2026

Salir de Italia y denegación del permiso de residencia


 

Los antecedentes penales no bastan: el Tribunal Administrativo de Bolonia contra las denegaciones automáticas del permiso de residencia

 Los antecedentes penales no bastan: el Tribunal Administrativo de Bolonia contra las denegaciones automáticas del permiso de residencia

Una reciente decisión del Tribunal Administrativo Regional de Emilia-Romaña, con sede en Bolonia, vuelve a poner el foco sobre una práctica todavía muy extendida en el ámbito de la inmigración: la denegación o no renovación del permiso de residencia basada exclusivamente en los antecedentes penales de la persona extranjera.

El tribunal ha sido claro. Los antecedentes penales, por sí solos, no pueden justificar una decisión negativa. La administración está obligada a realizar una valoración individual y concreta de cada caso, teniendo en cuenta la situación actual del interesado y no limitándose a una lectura mecánica de su pasado penal.

Este principio encuentra su fundamento en el artículo 5, apartado 5, del decreto legislativo de 25 de julio de 1998, número 286, que impone a la autoridad administrativa la obligación de examinar globalmente la posición de la persona extranjera. Ello implica ponderar los elementos desfavorables, como las condenas penales, junto con otros factores relevantes: la vida privada y familiar, la estabilidad laboral, el grado de integración social y el tiempo transcurrido desde los hechos objeto de condena.

En el caso analizado por el Tribunal Administrativo de Bolonia, la decisión administrativa impugnada fue considerada ilegítima por falta de motivación. La autoridad se había limitado a mencionar los antecedentes penales sin explicar por qué estos seguían siendo indicativos de una peligrosidad social actual, ni por qué debían prevalecer sobre los elementos favorables del recorrido personal y social del interesado. Ante esta carencia, el tribunal anuló la denegación y devolvió el asunto a la administración para que procediera a un nuevo examen conforme a los principios de proporcionalidad y razonabilidad.

Desde una perspectiva más amplia, la sentencia confirma una línea jurisprudencial cada vez más consolidada. La discrecionalidad administrativa en materia de inmigración existe, pero no es ilimitada. Cuando una decisión incide directamente en la vida familiar, laboral y social de una persona, la administración debe ejercer su poder de forma responsable, motivada y basada en una evaluación real y actual.

El mensaje práctico de la decisión es inequívoco: los antecedentes penales son un elemento de valoración, no un resultado automático. La administración debe demostrar, mediante una motivación clara y específica, por qué esos antecedentes siguen siendo relevantes hoy y por qué justifican la denegación del derecho de residencia.

La publicación completa, que incluye la decisión judicial y el análisis jurídico correspondiente, está disponible en Calaméo en el siguiente enlace:
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5

En definitiva, el Tribunal Administrativo de Bolonia reafirma un principio esencial del derecho de extranjería: no existen atajos ni automatismos legítimos. Cada caso debe ser examinado individualmente, respetando las garantías previstas por el ordenamiento jurídico.

Avv. Fabio Loscerbo

Ascolta "Permiso estacional_ si no sigues el procedimiento, el permiso no llega" su Spreaker.

mercoledì 11 febbraio 2026

Salir de Italia y denegación del permiso de residencia


 

Les antécédents pénaux ne suffisent pas : le tribunal administratif de Bologne contre les refus automatiques de titres de séjour

 Les antécédents pénaux ne suffisent pas : le tribunal administratif de Bologne contre les refus automatiques de titres de séjour

Une décision récente du Tribunal administratif régional d’Émilie-Romagne, siège de Bologne, vient rappeler avec force un principe fondamental du droit de l’immigration italien : les antécédents pénaux d’un ressortissant étranger ne peuvent pas, à eux seuls, justifier le refus ou le non-renouvellement d’un titre de séjour.

Dans l’affaire examinée, l’administration s’était limitée à invoquer les condamnations pénales passées de l’intéressé pour refuser le renouvellement du titre de séjour, sans procéder à une analyse réelle de sa situation actuelle. Le tribunal a jugé cette approche illégitime, soulignant que le droit italien impose une évaluation individualisée et concrète de chaque situation.

Le fondement juridique de cette position se trouve dans l’article 5, paragraphe 5, du décret législatif du 25 juillet 1998, numéro 286, qui oblige l’administration à apprécier globalement la situation de l’étranger. Cela signifie que les éléments négatifs, tels que les antécédents pénaux, doivent être mis en balance avec d’autres facteurs déterminants : la vie privée et familiale, l’insertion professionnelle, le parcours d’intégration sociale et le temps écoulé depuis les faits reprochés.

Dans sa décision, le tribunal administratif de Bologne a constaté une carence manifeste de motivation. L’autorité administrative n’avait pas expliqué en quoi les condamnations passées traduisaient encore une dangerosité sociale actuelle, ni pourquoi elles devaient prévaloir sur les éléments favorables de la situation personnelle du requérant. En l’absence de cette analyse, le refus du titre de séjour a été annulé et le dossier renvoyé à l’administration pour un nouvel examen conforme aux principes de proportionnalité et de raisonnabilité.

Cette décision s’inscrit dans une tendance jurisprudentielle désormais bien établie. Elle rappelle que le pouvoir discrétionnaire de l’administration en matière d’immigration n’est ni absolu ni automatique. Lorsqu’une décision affecte directement la vie familiale, professionnelle et sociale d’une personne, elle doit être soigneusement motivée et fondée sur une appréciation réelle de la situation présente, et non sur une lecture mécanique du passé.

D’un point de vue pratique, le message est clair : les antécédents pénaux constituent un élément d’évaluation, mais jamais une conclusion prédéterminée. Toute décision de refus doit démontrer, de manière argumentée, pourquoi ces antécédents demeurent pertinents aujourd’hui et incompatibles avec le maintien du droit au séjour.

La publication complète, comprenant la décision du tribunal et l’analyse juridique, est disponible sur Calaméo au lien suivant :
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5

En définitive, le tribunal administratif de Bologne réaffirme un principe essentiel : en droit de l’immigration, il n’existe pas de décisions automatiques légitimes. Chaque situation doit être examinée individuellement, dans le respect des garanties prévues par l’ordre juridique.

Avv. Fabio Loscerbo